
TÜRKMENOĞLU DESTANI (1)
Millî ve de manevî değerlere saygılı Manevî duyguların dilidir Türkmenoğlu
Şehitlerin otağı vatan için kaygılı
Coşan millî duygunun selidir Türkmenoğlu
Karşıdır tüm dünyada yapılan zulümlere
Kalbiyle, kalemiyle, buğzeder zâlimlere
Her zaman saygı duyar, ilmiyle âlimlere
Mazlumların uzanan elidir Türkmenoğlu
Hep gönlünde yaşatır kaybettiği âşığı
Çok erkenden terk etti kararınca ışığı Turhal’da Akçatarla ozanımın beşiği Hüzün veren sazının telidir Türkmenoğlu
Dört mevsimin dördü de apayrı, başka güzel
Kışla bahar, yaz ve güz, hepsi kendine özel
Her mevsime yazılsa, her birine bir gazel
Baharı müjdeleyen yelidir Türkmenoğlu
Baharda yeşillenen, güzün düşen yaprağın
Rengarenk açmış nergis, lale, sümbül, leylağın
Uzakta kalsa bile aşığıdır toprağın Tarladaki çiftçinin belidir Türkmenoğlu
Sevdâlı şiir yazar aklına estiğinde
Kalemi hüznü çizer, hayata küstüğünde
Taşlama, hiciv dizer, boğazdan kıstığında
Kara sevdaya düşen delidir Türkmenoğlu
İlelebet payidar olmalı Cumhuriyet Ulusuna gönülden bağlılıktır milliyet Kanla sulanmış vatan, böyle geldi hürriyet
Sembolü al bayrağın alıdır Türkmenoğlu
TÜRKMENOĞLU DESTANI (2)
Kelime-i şehâdet şahididir tevhidin
Yüce Mevlâ’m her zaman uludur Türkmenoğlu
Bineceği; vurulup düştüğünde şehidin Bayrağına sarılmış salıdır Türkmenoğlu
Nice el sanatları; el emeği göz nuru
Hepsi de bu vatanın baştan başa gururu
Çalışarak üretir sonra bulur huzuru Tezgahında dokunan halıdır Türkmenoğlu
Baharda rengârenktir, açan bütün çiçekler
Üzerinde uçuşur, her renkte kelebekler
Özünü almak için arılar sıra bekler
Şifa veren, arının balıdır Türkmenoğlu
Kendini adam sanan, bekler hep övenleri
Aciz olanı sevmem, kadını dövenleri
Aşık olana düşman, çekemez sevenleri Ayıranlar kara bir çalıdır Türkmenoğlu
Bağımızda çıkardım ağacın tepesine Doldururdum kirazı atımın heybesine Sakın çıkma dediler ağacın körpesine Gevrek olan eriğin dalıdır Türkmenoğlu
Patlıcanı yemek yap, bayıltmadan imamı
Kir tutmak istemezsen, ihmal etme hamamı
Deden sanma gördüğün her sakallı adamı
Sakalsızdan ayıran kılıdır Türkmenoğlu
Her ülkede farklıdır, hepsi başka biçimde
Cumhuriyet örneği, söyleyin varsa kimde
Yıl iki bin yirmi üç, yirmi dokuz Ekim’de
Onur veren yüzüncü yılıdır Türkmenoğlu
TÜRKMENOĞLU DESTANI (3)
Kor ateş yandığında geriye külü kalır Küllenmiş bir ateşin külüdür Türkmenoğlu
Kış çetin geçse bile yerini bahar alır Bahar gelince açan gülüdür Türkmenoğlu
Sevenleri yaşat ki ; sevdâlar yaşasın der
Yaşanırsa sevdâlar bir ömür mutlu eder
Melekler de gün gelir, yuvadan uçup gider
Gelinlerin duvakta tülüdür Türkmenoğlu
Duyduğunda uyanır, horozun ötüşünü Hayal eder sahilde, kumlarda yatışını Nemrut’ta seyre dalar güneşin batışını Dağ üstünde krater gölüdür Türkmenoğlu
Yanlış yola meyletmez gitse de geri döner
Bilir ki yalancının mumu çok çabuk söner
Güzel olan ne varsa her zaman onu dener
Hakk’a doğru gidenin yoludur Türkmenoğlu
Akşam güneşi çıkar, güzeli görüp vurur O güzeli görenin dili damağı kurur
Nice kilitli kapı, açanı bekler durur Kilitlenmiş kapının koludur Türkmenoğlu
Ülkemizde dört mevsim, nice ürün yetişir
Kiraz festivalinde âşıkları atışır Bahçesinde, bağında serçe, bülbül ötüşür Bursa’nın şeftalisi suludur Türkmenoğlu
Yaşın ilerlese de senden büyüğü vardır Hep saygılı davranmak bilene edep, ardır
Sohbetini dinlersen öğrendiklerin kârdır
Sevgi, saygı, hürmetle doludur Türkmenoğlu
TÜRKMENOĞLU DESTANI (4)
Allah bize yeter der; O ne güzel vekildir
Yüce Mevlâ’m her zaman uludur Türkmenoğlu
Eşi benzeri yoktur, O her zaman tekildir
Mevlâ’mızın şükreden kuludur Türkmenoğlu
Her yöreden yiğitler, ozanlar çıkagelmiş
Mecnun çöllere düşmüş,Ferhat da dağı delmiş
Kimi yaban elleri kendi vatanı bilmiş Köroğlu’nun vatanı Bolu’dur Türkmenoğlu
Doğuda metrelerce yağan karlar bıktırmış
Hastaları bindirip kızaklarla çektirmiş Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırmış
Mart’ta çiçeği döken, doludur Türkmenoğlu
Orta oyunundadır, Pişekâr, Kavuklusu Her zaman hoşa gider pilavın tavuklusu
Dağdaki Köroğlu’nun olmaz mı yavuklusu
Yiğidin korktuğu yer soludur Türkmenoğlu
Yolculuğa çıkarken önce bir yola bakın Beşe kadar sayarsan hafta sonu çok yakın
Pazartesidir diye sendroma girme sakın
Haftada ikinci gün Salı’dır Türkmenoğlu
Güneşin aydınlatıp karanlığı boğduğu Çamlıbel tepesine kışın karın yağdığı Plevne’yi savunan komutanın doğduğu Gazi Osman Paşa’nın ilidir Türkmenoğlu
Sezar’ın “Geldim, Gördüm, Yendim” dediği kale
Kanlı Zela savaşı, kolay değildi dile
Zela ismi dönüşür, ilçenin adı Zile Doğum yeri, tarihî Zile’dir Türkmenoğlu
Türkmenoğlu (Şükrü Atay)
ÖLÜRÜM TÜRKİYEM
(Mustafa Yıldızdoğan)
Baş koymuşum Türkiyemin yoluna Düzlüğüne yokuşuna ölürüm
Asırlardır kır atımı suladım
Irmağının akışına ölürüm Türkiyem
Sevdalıyım yangın yeri bu sinem
Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem Pınarlardan su doldurur Eminem
Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiyem
Düğünüm, derneğim, halayım, barım, Toprağım, ekmeğim, namusum, arım Kilimlerde çizgi çizgi efkarım, Heybelerin nakışına ölürüm Türkiyem
Söz:Dilaver Cebeci (1943-2008)
Beste: Mustafa Yıldızdoğan
Şükrü Atay