Anasayfa / Aşk ve Sevda Şiirleri / Türkmenoğlu Destanı🕊️

Türkmenoğlu Destanı🕊️

TÜRKMENOĞLU DESTANI (1)

Millî ve de manevî değerlere saygılı Manevî duyguların dilidir Türkmenoğlu

Şehitlerin otağı vatan için kaygılı

Coşan millî duygunun selidir Türkmenoğlu

 

Karşıdır tüm dünyada yapılan zulümlere

Kalbiyle, kalemiyle, buğzeder zâlimlere

Her zaman saygı duyar, ilmiyle âlimlere

Mazlumların uzanan elidir Türkmenoğlu

 

Hep gönlünde yaşatır kaybettiği âşığı

Çok erkenden terk etti kararınca ışığı Turhal’da Akçatarla ozanımın beşiği Hüzün veren sazının telidir Türkmenoğlu

 

Dört mevsimin dördü de apayrı, başka güzel

Kışla bahar, yaz ve güz, hepsi kendine özel

Her mevsime yazılsa, her birine bir gazel

Baharı müjdeleyen yelidir Türkmenoğlu

 

Baharda yeşillenen, güzün düşen yaprağın

Rengarenk açmış nergis, lale, sümbül, leylağın

Uzakta kalsa bile aşığıdır toprağın Tarladaki çiftçinin belidir Türkmenoğlu

 

Sevdâlı şiir yazar aklına estiğinde

Kalemi hüznü çizer, hayata küstüğünde

Taşlama, hiciv dizer, boğazdan kıstığında

Kara sevdaya düşen delidir Türkmenoğlu

 

İlelebet payidar olmalı Cumhuriyet Ulusuna gönülden bağlılıktır milliyet Kanla sulanmış vatan, böyle geldi hürriyet

Sembolü al bayrağın alıdır Türkmenoğlu

 

TÜRKMENOĞLU DESTANI (2)

 

Kelime-i şehâdet şahididir tevhidin

Yüce Mevlâ’m her zaman uludur Türkmenoğlu

Bineceği; vurulup düştüğünde şehidin Bayrağına sarılmış salıdır Türkmenoğlu

 

Nice el sanatları; el emeği göz nuru

Hepsi de bu vatanın baştan başa gururu

Çalışarak üretir sonra bulur huzuru Tezgahında dokunan halıdır Türkmenoğlu

 

Baharda rengârenktir, açan bütün çiçekler

Üzerinde uçuşur, her renkte kelebekler

Özünü almak için arılar sıra bekler

Şifa veren, arının balıdır Türkmenoğlu

 

Kendini adam sanan, bekler hep övenleri

Aciz olanı sevmem, kadını dövenleri

Aşık olana düşman, çekemez sevenleri Ayıranlar kara bir çalıdır Türkmenoğlu

 

Bağımızda çıkardım ağacın tepesine Doldururdum kirazı atımın heybesine Sakın çıkma dediler ağacın körpesine Gevrek olan eriğin dalıdır Türkmenoğlu

 

Patlıcanı yemek yap, bayıltmadan imamı

Kir tutmak istemezsen, ihmal etme hamamı

Deden sanma gördüğün her sakallı adamı

Sakalsızdan ayıran kılıdır Türkmenoğlu

 

Her ülkede farklıdır, hepsi başka biçimde

Cumhuriyet örneği, söyleyin varsa kimde

Yıl iki bin yirmi üç, yirmi dokuz Ekim’de

Onur veren yüzüncü yılıdır Türkmenoğlu

 

TÜRKMENOĞLU DESTANI (3)

 

Kor ateş yandığında geriye külü kalır Küllenmiş bir ateşin külüdür Türkmenoğlu

Kış çetin geçse bile yerini bahar alır Bahar gelince açan gülüdür Türkmenoğlu

 

Sevenleri yaşat ki ; sevdâlar yaşasın der

Yaşanırsa sevdâlar bir ömür mutlu eder

Melekler de gün gelir, yuvadan uçup gider

Gelinlerin duvakta tülüdür Türkmenoğlu

 

Duyduğunda uyanır, horozun ötüşünü Hayal eder sahilde, kumlarda yatışını Nemrut’ta seyre dalar güneşin batışını Dağ üstünde krater gölüdür Türkmenoğlu

 

Yanlış yola meyletmez gitse de geri döner

Bilir ki yalancının mumu çok çabuk söner

Güzel olan ne varsa her zaman onu dener

Hakk’a doğru gidenin yoludur Türkmenoğlu

 

Akşam güneşi çıkar, güzeli görüp vurur O güzeli görenin dili damağı kurur

Nice kilitli kapı, açanı bekler durur Kilitlenmiş kapının koludur Türkmenoğlu

 

Ülkemizde dört mevsim, nice ürün yetişir

Kiraz festivalinde âşıkları atışır Bahçesinde, bağında serçe, bülbül ötüşür Bursa’nın şeftalisi suludur Türkmenoğlu

 

Yaşın ilerlese de senden büyüğü vardır Hep saygılı davranmak bilene edep, ardır

Sohbetini dinlersen öğrendiklerin kârdır

Sevgi, saygı, hürmetle doludur Türkmenoğlu

 

TÜRKMENOĞLU DESTANI (4)

 

Allah bize yeter der; O ne güzel vekildir

Yüce Mevlâ’m her zaman uludur Türkmenoğlu

Eşi benzeri yoktur, O her zaman tekildir

Mevlâ’mızın şükreden kuludur Türkmenoğlu

 

Her yöreden yiğitler, ozanlar çıkagelmiş

Mecnun çöllere düşmüş,Ferhat da dağı delmiş

Kimi yaban elleri kendi vatanı bilmiş Köroğlu’nun vatanı Bolu’dur Türkmenoğlu

 

Doğuda metrelerce yağan karlar bıktırmış

Hastaları bindirip kızaklarla çektirmiş Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırmış

Mart’ta çiçeği döken, doludur Türkmenoğlu

 

Orta oyunundadır, Pişekâr, Kavuklusu Her zaman hoşa gider pilavın tavuklusu

Dağdaki Köroğlu’nun olmaz mı yavuklusu

Yiğidin korktuğu yer soludur Türkmenoğlu

 

Yolculuğa çıkarken önce bir yola bakın Beşe kadar sayarsan hafta sonu çok yakın

Pazartesidir diye sendroma girme sakın

Haftada ikinci gün Salı’dır Türkmenoğlu

 

Güneşin aydınlatıp karanlığı boğduğu Çamlıbel tepesine kışın karın yağdığı Plevne’yi savunan komutanın doğduğu Gazi Osman Paşa’nın ilidir Türkmenoğlu

 

Sezar’ın “Geldim, Gördüm, Yendim” dediği kale

Kanlı Zela savaşı, kolay değildi dile

Zela ismi dönüşür, ilçenin adı Zile Doğum yeri, tarihî Zile’dir Türkmenoğlu

Türkmenoğlu (Şükrü Atay)

ÖLÜRÜM TÜRKİYEM

(Mustafa Yıldızdoğan)

Baş koymuşum Türkiyemin yoluna Düzlüğüne yokuşuna ölürüm

Asırlardır kır atımı suladım

Irmağının akışına ölürüm Türkiyem

Sevdalıyım yangın yeri bu sinem

Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem Pınarlardan su doldurur Eminem

Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiyem

Düğünüm, derneğim, halayım, barım, Toprağım, ekmeğim, namusum, arım Kilimlerde çizgi çizgi efkarım, Heybelerin nakışına ölürüm Türkiyem

Söz:Dilaver Cebeci (1943-2008)
Beste: Mustafa Yıldızdoğan

Hakkında Şükrü ATAY

Check Also

80’lere Dönüş 🕺 Back to the 80’s

  80’LERE DÖNÜŞ🕺 BACK TO THE 80’S   Herkes merak içinde kapıldı bu akıma Nasıl …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir